Şirin Kırşehir

Ahi Evran

Ahi Evran ve Ahiliğin Tanıtıma İhtiyacı Var

Anadolunun Ortasındaki Deniz

Kırşehir Hirfanlı Barajı Keşfedilmeyi Bekliyor

Her Mevsim Güzel

Kırşehir Kış Resimleri

neşet ertaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
neşet ertaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.9.13

Heykel Fıkrası

Neşet Ertaş
Kırşehir Belediyesi bir gün "Neşet Ertaş Heykeli" yaptırmış, meydana diktirmiş. Hayatında, Atatürk heykelinden başka heykel görmemiş olan bir köylü, Kırşehir'e pazara gelmiş. Elinde sazıyla; meydandaki, Neşet Ertaş Heykelini görünce:

-Ey böyük atam diye sesini yükseltmiş.
-Memleketi gavurlardan kurtardın, cumhuriyeti kurdun.
-Hepimize bubalık ettin, emme saz çaldığını da hiç bilmiyodum.
-Bi yaşıma daha girdim! demiş.



24.9.13

Başbakan Erdoğan, Neşet Ertaş İçin Kırşehir'de Türkü Söyleyecek

Neşet Ertaş ve Recep Tayyip Erdoğan
Neşet Ertaş’ın birinci ölüm yıldönümü ustaları buluşturuyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Bedia Akartürk, Ahmet Özhan gibi pek çok ünlü isim Kırşehir’de sahneye çıkacak ve Neşet Ertaş'ın unutulmaz türküsü “Gönül Dağı” nı birlikte seslendirecek.

Ünlü Halk Ozanı “Bozkırın Tezenesi” Neşet Ertaş, ölümünün 1’ncü yıldönümünde memleketi Kırşehir’de görkemli bir törenle anılacak. Neşet Ertaş'ın onuruna Altın Bağlama Ödülleri, Recep Tayyip Erdoğan tarafından verilecek.

USTALAR BULUŞACAK

Neşet Ertaş’ı anma törenine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra aralarında İbrahim Tatlıses, Orhan Gencebay, Bedia Akartürk, Ahmet Özhan’ın da yer aldığı ses ve sahne dünyasının ünlü isimleri de katılıyor. Geçtiğimiz yıl 25 Eylül’de vefat eden Neşet Ertaş, siyaset ve sanat dünyasının “Usta”larını buluşturacak.

BAŞBAKAN SAHNE ALACAK

Ahilik kutlamaları için Cumartesi günü Kırşehir’e gidecek olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, öğleden sonra da Neşet Ertaş’ın anılacağı “ Altın Bağlama Ödül Töreni”ne katılacak. Kırşehir Belediyesi bu tören için Türkiye ’nin önemli sanatçılarını davet etti. Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Bedia Akartürk, Ahmet Özhan’ın törene katılması kesinleşti. Emel Sayın’ın da gelebileceği söyleniyor. Programın sonunda Başbakan Erdoğan ve sanatçıların sahneye çıkarak Neşet Ertaş’ın unutulmaz eseri “Gönül Dağı”nı söyleyeceği öğrenildi.

15.1.13

Neşet Ertaş Anadolu'nun Son Mütevazi İnsanı

ANADOLU'NUN SON MÜTEVAZİ İNSANI
Neşet Ertaş, Anadolu'nun son mütavazi insanı, Kırşehir'in bağrından kopan: yıllar önce, TRT radyolarında duyulan ''Şimdi de Kırşehir'li mahalli sanatçı Neşet Ertaş'tan türküler dinleyeceksiniz'' anonsuyla ülkemizde yavaş yavaş tanınmaya başlayan büyük usta Neşet Ertaş. Ustası ve babası Muharrem Ertaş'ın izinde; ama kendi geliştirdiği uslüpla halk müziğimizin unutulmazları arasına girdi. Babasıyla köy köy dolaştıktan sonra Ankara ve İstanbul'da kendi kimliğinden kopmadan icra ettiği sanatıyla adından söz ettirmeye başladı. Neşet Ertaş; tevazuyu hiç elden bırakmadan, alçakgönüllü ve bilgelik barındıran sözleriyle sadece sanatçı kişiliğini ortaya koymuyor aynı zamanda her çağda örnek olabilecek bir profili de ortaya koyuyordu. Hayattaki acılar, sevdalar, küskünlükler, gördüğü vefasızlıklar O'nu beslemişti. Yaşadığı her şeye rağmen hayatın gerçeğini kavramış insan olarak; kendisinde vefasızlık, sevgisizlik ve acımasızlık barındırmamıştı. İnsanların yüreklerine giden gönülden gönüle bir bağ olduğunu, her şeyin gönülle yapılacağını, gönülsüz olanın olmayacağını belirtmiş, esasın gönül olduğunu türkülerine işlemiş, kendine düstur edinmişti.

Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızasız bahçenin gülü derilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır görünmez
Gönülden gönüle gider yâr oy..

Neşet Ertaş
Türkülerindeki bu derin sözler; nesiller boyu aktarılan Aşıklık ve Ozanlık geleneğinin bir halkası olduğunu gösteriyor. Neşet Ertaş; mütevazıydı ve hayatın acılarından önemli dersler çıkaran, bu dersleri de sazıyla, sözüyle insanlara aktarmayı vazife edinmiş bir öğretmen gibiydi. Anasını, atasını hep yâd etti; akrabalarını gözetti. Zaman geldi hakkettiği vefayı göremeyince memleketine bile küstü ama kırgınlıkları, küskünlükleri de olsa memleketini unutmadı. Ve Kırşehir'i şöyle anlattı..

''Ana vatanımsın baba yurdumsun,
Ozanlar diyarı şirin Kırşehir,
Uzak kaldım gurbet elde derdimsin,
Hasretin bağrımda derin Kırşehir..''

Diyen Neşet Ertaş usta Kırşehir'i hep hatırladı ve tanıttı. Farklı fikirdeki herkesi sanatın ulviliği ile birleştiren, cenazesiyle de her farklı görüşten insanı biraraya getiren, yüreğindeki insan sevgisini, memleket sevgisiyle birleştiren ve bunu türküleriyle insanlığımıza aktaran Neşet Ertaş, bozkırın tezenesi olmasının yanısıra tevazunun şahikasıydı..Sevmenin önemini vurgulayan büyük usta, ciltler dolusu kitabın anlatamayacağını birkaç satırla özetlemişti:

''Vade tekmil olup ömrün dolmadan,
Emanetçi emaneti almadan ,
Ömrünün bağının gülü solmadan,
Varıp bir canâna ikrar verdin mi..''

Sanatçılar ömürleri ile değil, eserleriyle yaşar; evet Neşet Ertaş ömrünü tamamladı fakat türküleriyle ve eserleriyle dünya var oldukça yaşayacak, daha uzun yıllar hepimize rehber olacaktır. Şimdi, babası Muharrem Ertaş'ın ayakucunda, hemşehrilerinin ve milyonlarca seveninin gönlünde, Şirin Kırşehir'in toprağında huzurla yatıyor büyük usta; ruhun şâd olsun.

9.11.12

Neşet Ertaş Kimdir

1938-2012 Kırşehir
Neşet Ertaş
Neşet Ertaş, (1938, Çiçekdağı, Kırşehir - 25 Eylül 2012, İzmir), Kırşehir'li Türk ozan. Abdallık geleneğinin son büyük temsilcisidir. "Bozkırın Tezenesi" olarak da bilinir. Babası saz ustası Muharrem Ertaş, annesi Döne hanımdır. Annesinin ölümünden sonra babası ve kardeşleriyle birlikte köye yerleşmişlerdir ve çocukluğu bu köyde geçmiştir. Ertaş, ilkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile çalıp sesi ile türküler söylemeye başladı. Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu söyler. Kendi ifadesi ile bunu şu şekilde ifade eder; "Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız." Neşet Ertaş, 1949 yılının sonunda İstanbul'a gelerek ilk plağını "Neden Garip Garip Ötersin Bülbül" adı ile babası Muharrem Ertaş'a ait bir türküyle çıkardı. Halk tarafından çok beğenilen bu plağı ardından diğer plak, kaset ve halk konserleri takip eder. Daha sonra Neşet Ertaş Ankara'ya yerleşir. Burada yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle kardeşinin daveti üzerine Almanya'ya gider. Çocuklarının eğitimi ve sanatsal çalışmalarından dolayı uzun bir süre Almanya'da kalan sanatçı, 2000 yılında İstanbul'da verdiği konserle sahne hayatına geri dönmüştür. Demirel zamanında kendisine sunulan 'devlet sanatçılığı' ünvanını; "O dönem Süleyman Demirel Cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, 'hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor' diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım." diyerek geri çevirmiştir.Halk bu tavra destek vermiş ve Neşet Ertaş adeta yaşayan bir efsane olmuştur. Unesco tarafından yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet konservatuarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görülmüş,bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuarlarda ders olarak okutulmuştur. 25 Eylül 2012 tarihinde İzmir'de tedavi gördüğü hastanede ileri evrede prostat kanseri nedeniyle yaşamını yitirmiştir.
Neşet Ertaş türkü demek; binlerce yıldır söylenen ve söylenecek olan.
Neşet Ertaş bağlama demek;binlerce yıldır çalınan ve çalınacak olan.
Kırk yıldır ismi türkü ve bağlama ile özdeşleşmiş Neşet Ertaş'ın yoksulluk, gurbet ve ayrılıklarla dolu hayat hikayesi 1938'de Kırtıllar Köyünde başlar. Annesi Keskin'in Hacelobası köyünden Döne, babası Yağmurlu Büyükoba Köyü'nden Muharrem Ertaş. Muharrem Ertaş da orta Anadolu Türkmen/Abdal Müziği geleneğinin bilinen en güçlü temsilcilerinden ve gelmiş geçmiş en büyük bozlak ustalarından biri. "Yağmurlu Büyükoba, Hacelobası, Kırtıllar, İkibikli, Tezrek, Barak, Kırıksoku, Keskin, Kırıkkale, Yerköy ve Çiçekdağı... " Buralar, asırlar öncesinin gezginci ozanlık geleneğini sürdürürcesine köy köy gezen Baba Ertaş'ın çocukluk ve ilk gençlik yılları, başta Kırşehir Ve Yozgat'a ait Bu köyler olmak üzere çevre il ve ilçelerde babası ile düğün çalarak geçer.
Neşet Ertaş hayatını anlattığı bir şiirinde şöyle der:
"Dizinde sızıydı anamın derdi
Tokacı saz yaptı elime verdi
Yeni bitirmiştim üç ile dördü
Baban gibi sazcı oldun dediler"
Derken bir gün elinde sazı, cebinde iki buçuk lirayla ver elini Ankara diyerek Kırşehir'den ayrılır. Ankara, İstanbul, kısa bir süre için tekrar Kırşehir ve nihayet hiç bitmeyecek bir gurbet hayatına başlamak üzere tekrar Ankara. Gazinolar, pavyonlar, eğlence yerleri, düğünler ve konserler ve turneler; Anadolu turneleri, Sarısözen'in tabiri ile "Kırşehirli mahalli sanatçısı" Neşet Ertaş, 1960'ların sonlarına doğru artık yurdun dört bir tarafında zevkle dinlenen ve herkesin sevdiği bir sanatçı olmuştur. O'nun türküleri ortanadolu bozkırlarının bin yıllık hüznünü anlatır lisan-ı hal ile. İşte bunun için, "türkü" denince O'nun o gür, parlak ve bir o Kadar da içli ve duygulu sesiyle söylediği yürek burkan ezgiler gelir aklımıza. Bağlama denince de O'nun elinde adeta sihirli bir alet haline gelen bin yıllık sazımız akla gelir hemen. 1976 yılında geçirdiği ani bir rahatsızlığın tedavisi için Almanya'ya gider ve iyileştikten sonra sanatçı olarak oturma izni alıp orada kalır. Yirmi üç yıldır "Alaman gurbetinde", ülkesine insanlarına duyduğu aşkla gurbetçilerin düğünlerinde çalıp söylemektedir. Bir sanatçıyı tanımanın en iyi yolu, hele de bu Neşet Ertaş gibi Türküler de hep kendini anlatan, kendi ruh ve gönül macerasını saza, söze döken bir usta ise, en güzeli sanatçının kendisini dinlemek. Neşet Ertaş, sazı türkü'ye; türkü'yü saza o kadar yakıştırır ve yakınlaştırır ki, dinleyenlere derin iç çekmek ya da göğüs geçirmek kalır. İşte size bu türkülerden bir demet, Neşet Ertaş.
Kimdir Neşet Ertaş, Muzaffer Sarısözen'in tabiri ile bir zamanlar sadece ve sadece "Kırşehirli Mahalli Sanatçı" olarak bilinen Neşet Ertaş'ı binlerce, hatta milyonlarca saz çalıp türkü söyleyen diğerlerinden ayıran nedir? Onun sazının ve sesinin insanı büyüleyen sırrı nereden gelmektedir? Neredeyse yarım asra varan bir süreden beri gerçek anlamda gönül telimizi titreten, ruhumuzu ürperten bu esrarlı sesin, sazın ve yorumun arka planında neler ve kimler vardır? Sazı gümbür gümbür ses veren, adeta davula eşlik edercesine sazının göğsünde pençesiyle sesler çıkaran, hep samimi ve kendi halinde yüreğinin acılarını ve kendi iç gurbetlerini seslendiren; hiç bir medyatik tutumu olmayan, kalabalıklardan ve şöhretten adeta köşe bucak kaçarak pek ortalıklarda görünmeyen; mezhep, parti ve etnik kimlik çağrışımlara prim vermeyen, sazından, sözünden ve sesinden gayri hiç bir şeyden medet ummayan bu "Garip" insanı tanımak kadar tanımlamak da gerçekten zor. Ayaklarının altındaki toprağın renginden, kokusundan haberdar olan, bastıkları yeri az çok tanıyan, yürekleri hep türkülerle birlikte atanlar için Neşet Ertaş, belki de tam bir "yaşayan efsane"; meçhul, uzak, esatiri ve sırlarla dolu tevazunun şahikası ve bozkırın tezenesiydi. Neşet Ertaş'ın bir iki cümlede özetlenebilecek resmi biyografisi bize belki sadece ipuçları verebilir. Onun "1938 yılında Kırtıllar Köyü'nde Döne'den doğma Muharrem Ertaş'ın oğlu olduğunu; Kırşehir, Yozgat ve Keskin'in çeşitli köylerinde geçen çocukluk ve ilk gençlik yıllarının ardından, 15 yaşında çıktığı gurbet hayatinin hala devam etmekte olduğunu bilmenin fazla bir anlamı olmayabilir. Neşet Ertaş'ı tanımak, asıl onun ruh ve gönül macerasını bilmeyi gerektirir ki burada hemen karşımıza, Neşet Ertaş'la en rafine üslubuna kavuşan Orta Anadolu Abdal Müziği geleneğinin gelmiş geçmiş en büyük ustalanndan olan babası Muharrem Ertaş karşımıza çıkar. Babası Yağmurlu Büyükoba köyündendir ve onun hayatı da göçle başlar; İşte Neşet Ertaş, babası Muharrem Usta ile adeta Anadolu'daki en olgun seviyesine erişen bu Türkmen/Abdal müzik birikiminin yeni bir yorumcusudur. Yoğun Kırşehir ve yöresel özellikleri ve baskın mahallilik unsurları ile donanmış bu müziği yöresinin dışına çıkarmış, ülke genelinde ve hatta yurt dışında bilinmesini ve tanınmasım sağlamıştır. 1960'lardan itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte anılan; sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevreleninin ve gerçek türkü dostlarının da gündeminden hiç düşmeyen Neşet Ertaş'ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Çünkü o aslında bir anlamda tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak, hem babası Muharrem Ertaş'tan, hem de bu geleneğin diğer usta isimleri olan Hacı Taşan ve Çekiç Ali'den de ayrılır.
Bir başka söyleyişle onun sanatı için, başta Muharrem Usta olmak üzere. Hacı Taşan, Çekiç Ali ve Abdal/Türkmen Müziği geleneğinin çeşitli yörelerde farklı tavır ve üsluplarda karşımıza çıkan diğer ustaları da dahil olmak üzere hepsinin üst seviyede bir sentezi ve esrarlı bir bileşkesi denilebilir.
Neşet Ertaş'ın sanatı hayatı ile hayatı sanatı ile o kadar içice ki, çalıp çığırdığı türkü ve bozlaklarında bütün bir hayat hikayesini bulmak mümkün olduğu gibi, hayatına yakından baktığımızda da o içli türkülerin, acılı bozlakların nelerden nasıl doğduğunun ipuçlarını elde ederiz hemen. Onun yokluk, yoksulluk ve acılarla dolu hayatım "Garip" mahlasıyla yazdığı koşma tarzında usta işi şiirlerle anlattığı ozan yönünü yıllarca kimse farketmedi bile. Babasından tevarüs ettiği geleneksel ve anonim türkülerin, bozlakların dışında, sözleri kendisine ait türküler, bozlaklar söylediğini de farkeden olmadı yıllarca. Sözü ve müziği ile, anonim türkülerdeki erişilmez sadeliği ve estetik seviyeyi yakalayan sayısız türkünün, bozlağın altına attığı mütevazı imzasını kimselere söylemedi bile.
Neşet Ertaş o büyük yaratıcı yeteneği ile okuduğu her eseri yeni baştan öyle bir yorumlar, ona öyle bir ruh ve hava verir ki, adeta yeni bir beste ile karşı karşıya olduğunuzu dahi sanabilirsiniz. Bu durumu, yeteneği, kültürü ve birikimi oldukça sınırlı sığ ve sıradan sanatçıların yorum adına yaptıkları "dejenerasyon" ile karıştırmamak gerekir. Çünkü Neşet Ertaş kendisine ait olmayan bir türküyü bile öyle bir okur ve yorumlar ki, o türkü o şekliyle yıllar öncesine ait bir Neşet Ertaş türküsü gibidir artık.
Olağanüstü denilebilecek yeteneği, geleneğe hakimiyeti, gelenekten kopmadan yeniye bağlılığı, yeni zamanların modern zevk ve eğilimlerini gözeten Neşet Ertaş, hep gündemde kalmış bir sanatçıdır. O, ismi bağlama ile özdeşmiş ve adeta bu dünyaya türkü söylemek için gelmiş gerçek bir türkü ustası. Türküyü bağlamaya, bağlamayı türküye bu kadar yakınlaştıran ve yaklaştıran, adeta birbirlerinin içinde kendisi ile birlikte eritip yok eden ikinci bir sanatçı bulmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir. Neşet Ertaş'ın sanatı; müziğin özünü, ruhunu kavrayan birinin, hiç bir yapmacıklığa tevessül etmeden, olduğu gibi kendini, kendi özünü ve hissettiklerini saza, söze dökmesidir.
Neşet Ertaş Albümleri 
1957 - Neden garib garib ötersin bülbül
1957-1979 Yılları arasında Kendisinin bile bilmediği bir çok plak albüm yapmıştır.Bazıları Şunlardır;
Hareli Gelin
Toplanmış Hakimler Dediler İdam(Adnan Menderese Yazmış olduğu Türküsü)
Çoban
Diloylu Halay Havası
Varıp Bir Kız On Yaşına Değince
Şeytanın Atına Binip Yeldirme
Bir Leyla Misali
Yardan Tatlısı Bulunmaz
Engeller Koymuyor Yar Sana Varsam
Ceylan
Bir Çift Turna Gördüm
Kıbrıs Destanı (Kıbrıs Barış Harekatından Sonra Yazmış Olduğu Türküsü)
Giyindim Kuşandım Gittim Düğüne
Aşk Elinden Ağlayan
Sar Leyla Leyla(ayrıldığı karısına yazmıştır)
Hasta Düştüm
1960 – Gitme Leylam
1979 – Türküler Yolcu
1985 - Sazlı Oyun Havaları
1987 - Türkülerle Yaşayan Efsane Deyişler Bozlaklar Türküler
1988 – Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde
1988 – Kendim Ettim Kendim Buldum
1988 – Kibar Kız
1989 – Hapishanelere Güneş Doğmuyor
1989 – Sazlı Sözlü Oyun Havaları
1990 – Gel Gayri Gel
1992 - Şirin Kırşehir
1993 – Kova Kova İndirdiler Yazıya 
1995 – Seçmeler 2
1995 – Seçmeler 3
1995 – Seher Vakti
1995 – Altın Ezgiler 3
1995 – Benim Yurdum
1997 - Nostalji 1
1998 - Ölmeyen Türküler 2
1999 - Ölmeyen Türküler 3
1998 – Gönül Yarası
Neşet Ertaş Külliyatı 15 Seriden oluşmaktadır.
1999 – Zülüf Dökülmüş Yüze 1 Kayıt tarihi:1969-1974
1999 – Gönül Dağı 2 Kayıt tarihi:1969-1974
1999 – Muhur Gözlüm 3 Kayıt tarihi:1969-1974
1999 – Zahidem 4
1999 - Neredesin Sen
2000 - Garibin Dünyada Yüzü Gülemez 5 Kayıt tarihi:1969-1974
2000 - Niye Çattın Kaşlarını 6 Kayıt tarihi:1969-1974
2000 - Çiçekdağı 7 Kayıt tarihi:1969-1974
2000 - Ayaş Yolları 8
2000 - Sevsem Öldürürler 9 Kayıt tarihi:1974-1986
2000 - Ağla Sazım 10 Kayıt tarihi:1974-1986
2000 - Hata Benim 11
2001 - Dostlara Selam 12
2001 - Sabreyle Gönül 13
2002 - Yar Gönlünü Bilenlere 14
2005 - Vay Vay Dünya 15
2003 - Gurban Olduğum
2008 - Neşet Ertaş 2008

kirsehir terme caddesi
Muharrem Ertaş ve Neşet Ertaş Heykeli - Kırşehir Terme Caddesi

Türk Halk Müziği bestecisi, söz yazarı ve yorumcusu Neşet Ertaş İzmir'de tedavi gördüğü hastanede 25 Eylül 2012 günü 74 yaşında hayatını kaybetti. Vasiyeti gereği olarak Kırşehir Bağbaşı Mezarlığı'na babası Muharrem Ertaş'ın ayakucuna defnedildi, cenazede Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu, Bakanlar, Milletvekilleri, Sanatçılar ve onbinlerce seveni de, sanatçıyı son yolculuğuna uğurladı.

Neşet Ertaş

18.12.10

27.11.10

Neşet Ertaş - Neden Garip Garip Ötersin Bülbül Video



Neşet Ertaş - İstanbul' gelme öyküsü

26.11.10

Dadaloğlu

Toroslardan zorla çıkartılıp Orta Anadolu'da iskana tabi tutulan göçer Türkmen aşiretleri, oba oba yollara düşmüşlerdir. Aşağıdaki şiirde de belirtildiği gibi, Türkmenlerin başlıca sığınacağı yer yine Kırşehir yöresidir.
Şiirde geçen 'cebel' kelimesini Ozan Dadaloğlu hakkında araştırma yapan bir çok yazar 'Gavurdağları üzerinde bir yerleşim alanı" diye açıklamışlardır. Ahmet Z. Özdemir 'Avşarlar ve Dadaloğlu' adlı eserinde gerçekçi bir yaklaşımla bu görüşün yanlış olduğunu, Arapçada olduğu gibi, burada 'cebel' isminin dağ anlamına kullanıldığını belirtmiştir.

Dadaloğlu Heykeli - Kırşehir
Şiirin tamamına bakacak olursak; Akdağ, Bozok, Yozgat, Kırşehir, Köpekli Dağ, Şalgösteren, Niğde, Bor, Kayseri, Erciyes, Kaman, gibi İç Anadolu kentleri ile yine bu yöre dağlarının adları geçmektedir. Dadaloğlu'nun Cebel dediği yer de Kırşehir ilinin kuzeybatısındaki ünlü Kervansaray dağlarıdır. Kırşehir'den itibaren Çoğun yol ayrımına kadar olan düzlük, oldukça verimli olup çayır, çimenliktir. Buralar geniş kavaklıklarla söğüt ağaçlarıyla, bağ ve bahçeleriyle yemyeşildir. Biraz ileride ise al yeşil bahçeleriyle Kaman görünmektedir. Diğer yanıbaşında Türkmenlerin bir kaç kez kırıma uğratıldığı ve sürgün edildiği ünlü Malya ovası vardır. Dadaloğlu da Kırşehir'in bir simgesi hâline gelen bu ünlü şiirini Türkmenlerin bir kolu Avşarların Uzunyayla'dan Keskin'e uzanan bölgeye yerleştirildikleri günlerde söylemiştir.

Çıktım yücesine seyran eyledim
Cebel önü çayır çimen görünür
Bir firkat geldi de coştum ağladım
Al yeşil bahçeli Kaman görünür

Şaştım hey Allah'ım bu işe şaştım
Dolandım Akdağ'ı Bozok'a düştüm
Yozgat'ın üstünde bir ateş seçtim
Yanar oylum oylum duman görünür

Biter Kırşehir'in gülleri biter
Çağrışır dalında bülbüller öter
Ufacık güzeller hep yeni yeter
Güzelin kaşında keman görünür

Atladım da düştüm karşıki bağa
Vardı alnım değdi yeşil yaprağa
Bir nazar eyledim Köpekli Bağ'a
Üstte Şalgösteren boran görünür

Gönül arzuladı Niğde'yi Bor'u
Her daim artmakta yiğidin zarı
Çifte bedestenli koca Kayseri
Erciyes karşında yaman görünür

Dadaloğlu'm der ki zatından zatı
Çekin eyerleyin gökçe kır atı
Göçmek değil bizim ilin muradı
O yare gitmemiz güman görünür

Bugün nerede ise Kırşehir’in bir “milli türkü” sü haline gelen “Biter Kırşehir’in gülleri biter” parçası Kırşehir abdalları tarafından bu günlere taşınmış olup, aslı Dadaloğlu’na aittir.

Türkünün Sözleri
Biter Kırşehir'in gülleri biter efendim
Şakıyıp dalında bülbüller öter
Gülüm amman amman amman
Sebep amman amman amman
Birtanem aman
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere

Güzelleri çoktur hep yeni yeter efendim
Kaşının üstünde keman görünür
Gülüm aman aman
Gülüm amman amman amman
Sebep amman amman amman
Birtanem aman
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere

Gün be gün eylerim ah ile zarı efendim
Elimden aldırdım gül yüzlü yari
Gülüm amman amman amman
Sebep amman amman amman
Birtanem aman
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere

Arzum sende kaldı koca Kırşehir efendim
Kervansarayların duman görünür
Gülüm amman amman amman
Sebep amman amman amman
Birtanem aman
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere

25.11.10

Neşet Ertaş- Kenardan Geçeyim

Neşet Ertaş - Nar Tanesi

23.11.10

22.11.10

Mühür Gözlüm Sözleri


Mühür gözlüm seni elden
Sakınırım kıskanırım
Uçan kuştan esen yelden (Yağan kardan esen yelden)
Sakınırım kıskanırım (Sakınırım kıskanırım)

Havadaki turnalardan
Su içtiğin kurnalardan
Giyindiğin urbalardan
Sakınırım kıskanırım

Beşikte yatan kuzundan
Hem oğlundan hem kızından
Ben seni senin gözünden
Sakınırım kıskanırım

Al'İzzet'i oncalardan
Elindeki goncalardan
Yerdeki karıncalardan
Sakınırım kıskanırım


Söz - Müzik: Neşet Ertaş


Ayla Dikmen'den dinle.. veya diğer videolar.. 



Kubat - Acem Kızı


Sözler

Çırpınıp da şan ovaya çıkınca
Eğlen şan ovada gal Acem kızı
Uğrun uğrun gaş altından bakınca,
Can telef ediyor gül Acem kızı

Seni seven oğlan neylesin malı,
Yumdukça gözünden döker mercanı.
Burnu fındık ağzı gayfe fincanı,
Şeker mi şerbetmi bal Acem kızı

Avrupa kurban olsun kara kaşına
İngiliz,Fransız değmez döşüne
Amerika, Belçika düşmüş peşine
Bir de Alman kurban bil Acem kızı.


Silkinip de Hanova’ya çıkınca
Eylen Hanova’da kal Acem Kızı
Uğrun uğrun kaş altından bakınca
Can telef ediyor gül Acem Kızı

Canım kurban olsun kıymet bilene
Belin ince boyun benzer fidana
Ateşine yandı Tarsus Adana
Getirdin başıma hal Acem Kızı

Silkinip de Hanova’ya çıkarsın
Misk ü amber gül yanağa takarsın
Kaş altından uğrun uğrun bakarsın
Can alır sendeki tel Acem Kızı

Yavru şahin gibi ben de döneyim
Yeleli de kıratıma bineyim
Berdül aynasında gökçek yanağın
Dudağından akar bal Acem Kızı

Canani aşık da der ki naz olur
Yavaş salın sonun belki hız olur
Mısır haznesini versem az olur


Acem kızı türküsü hikayesi.....

Haftalık En Çok Okunanlar