Şirin Kırşehir

Ahi Evran

Ahi Evran ve Ahiliğin Tanıtıma İhtiyacı Var

Anadolunun Ortasındaki Deniz

Kırşehir Hirfanlı Barajı Keşfedilmeyi Bekliyor

Her Mevsim Güzel

Kırşehir Kış Resimleri

kırşehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırşehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.11.12

Şeyh Edebali

Şeyh Edebali 
Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Bey'in kayınbabasıdır. Kırşehir'de doğmuştur. Asıl adı, Mustafa'dır. Gençliğinde Şam'a gitmiş, oradan din bilgilerini öğrenerek Kırşehir'e dönmüştür. Daha sonra Bilecikte zaviye kurmuş, kızını Osmanlı Devletinin Kurucusu ve öğrencisi olan Osman Bey ile evlendirmiştir. Kendisi Ahi olan Edebali, Osman Gazi'ye Ahi olması şartıyla kızını vermiştir. 1348 yılında 125 yaşında iken ölmüştür. Türbesi Bileciktedir.

17.12.10

Emel Taşcıoğlu - Anam Ağlar Başucumda (Sözleri ile)


Anam Ağlar Baş Ucumda Oturur Sözleri  

Anam Ağlar Baş Ucumda Oturur
Derdim Elli İken Yüze Yetirir
Bu Dert Beni Yiye Yiye Bitirir 

 El Çek Tabip El Çek Benim Yaramdan 
 Ölürüm Gurtulmam Ben Bu Yaramdan 

Anama Babama Yüzüm Kalmadı
Bir Su Ver Demiye Sözüm Kalmadı
Doktora Tabibe Lüzum Kalmadı 

 El Çek Tabip El Çek Benim Yaramdan 
 Ölürüm Gurtulmam Ben Bu Yaramdan 

Kırşehir Yöresi - Çekiç Ali 

10.12.10

Kırşehir Belediyesi Yeni Logosu

Kırşehir Belediyesi’ni temsil edecek yeni logonun belirlenmesi amacıyla Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından bir süredir yürütülen tasarım çalışmaları sonucunda belirlenen ve 2 Aralık 2010 Perşembe günü yapılan Aralık ayı Belediye Meclis Toplantısı’nda oy birliğiyle kabul edilen Kırşehir Belediyesi’nin yeni logosu belli oldu.
Kırşehir Belediyesi Logo
Belediyeyi temsil edecek olan logoda Kırşehir’in en büyük kültür değerlerinden birisi ve dünyanın ilk uzay gözlemevi ve aynı zamanda Gökbilim Medresesi olan Cacabey Medresesi ve turuncu kuşak ile ay ve yıldız gibi figürlere yer verildi. Belediyenin yeni logo ile temsil edilmesi noktasında karara vardıklarını, bunun için bir süreden beri kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini ifade eden belediye yetkilileri, çalışmalarının güzel bir sonuç verdiğini açıkladı. ’’Yeni logomuzda; kahverengi, turuncu ve lacivertten oluşan gelecek, kararlılık, güç ve kuvvet manalarına gelen 3 ana rengin yanı sıra, Kırşehir’e has olan ve göründüğü zaman akıllara Kırşehir’i getiren, aynı zamanda şehrin tarihi dokusunu gözler önüne seren Cacabey Camii kullanılmıştır. Cacabey Camii’nin yukarısında bulunan ay ve yıldız, milli duygulara seslenmektedir. Camiinin altında kullanılan turuncu bant ise astronomiyi ve güneşin doğuşunu sembolize ederek geleceğe vurgu yapmaktadır. Yazı karakteri olarak da, geleceği, kararlılığı, gücü ve güveni anlatan interstate kullanılarak Kırşehir Belediyesi ibaresi ile belediyenin kuruluş tarihi yer almaktadır. Ayrıca 2023 yılında ülkemizde yapılacak olan uzay yer istasyonunun TÜRKSAT tarafından ‘’Cacabey’’ olarak adlandırılacak olması da yeni logomuza ayrı bir değer ve önem katmaktadır denildi.

28.11.10

Kırşehir Vakası (Olayı)

1954 seçimlerinde; iktidardaki Demokrat Parti ile DP lideri Adnan Menderes’in rakibi olan Osman Bölükbaşı’nın Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) arasında, Bölükbaşı’nın memleketi Kırşehir’de sıkı bir yarış yaşanır. Ama DP tüm gücünü ve olanaklarını seferber etmesine rağmen; Osman Bölükbaşı’nın küçük partisini Kırşehir’de geçemez. Türkiye genelinde DP yüzde 58, CMP yüzde 4.9 oy alır. Kırşehir’de ise CMP oyların yüzde 43.5'ini alarak birinci parti olur, o dönemin seçim sistemine göre ilde en çok oyu alan parti o ilin bütün milletvekillerini aldığı için; Kırşehir'in beş milletvekilinin tamamı CMP'lidir. Bunu bir türlü içine sindiremeyen DP iktidarı seçimlerin üzerinden iki ay bile geçmeden, 30 Haziran 1954’te 200 bin nüfuslu Kırşehir'i ilçe yaparak cezalandırmaya karar verir. ''Kırşehir vilayetinin kaldırılması ve Nevşehir adıyla yeni bir vilayet kurulması hakkındaki kanun'' 259 kabul ve 39 red oyuyla kabul edilir. 237 milletvekili oylamaya katılmaz. Kırşehir'in eski ilçeleri Avanos, Kozaklı, Mucur ve Hacıbektaş bir gün öncesine kadar Niğde'nin ilçesi ve yeni çıkarılan kanunla vilayet olan Nevşehir iline bağlanır. Kırşehir'in ilçelerinden Kaman Ankara'ya, Çiçekdağı ise Yozgat'a bağlanmıştır. Başbakan Menderes kararın siyasi nedenlerle alındığını saklamaz: ''Bu kanunun siyasi maksatlı olduğunu bir an için farz edelim. Kırşehir vilayetinin içtimai ve siyasi bünye itibarıyla bir anormallik göstermekte olduğunu da inkar etmek kabil değildir. Evet, biz açık konuşuruz."
Kırşehir Tekrar İl Oldu Haberi
Erken seçim kararı alınmış ve bu arada Osman Bölükbaşı ''Meclis'in manevi şahsiyetini tahkir ve tezyif'' etmekle suçlanıyor, dokunulmazlığı kaldırılıyor ve tutuklanıp cezaevine yollanıyordu. (Kırşehir’in yeniden il yapılması konusunda mecliste yapılan görüşmeler sırasında Nevşehir’e bağlanmış olan Kozaklı ve Hacıbektaş ilçelerinin yeniden Kırşehir’e bağlanmasını istemiş, bu konuşmaları sırasında özellikle Celal Bayar’a karşı çok ağır konuşmuş ve bazı milletvekilleri ile arasında bir takım itiş kalkışlar yaşanmıştır). Siyasi bir manevra ile Kırşehir’i ilçe yapan DP 12 Haziran 1957 de tekrar Kırşehir’i il yapıyordu.

Demokrat Parti, Kırşehir'in tekrar il yapılması için kanun tasarısı verir. Meclis'te görüşülen söz konusu kanun tasarısının gerekçesinde, Kırşehir'in tarihi, içtimai, kültürel, ekonomik ve coğrafi bakımlardan büyük önem taşıdığı, bu nedenlerle il merkezi haline getirilmesi gerektiği belirtilir. Olaylı oturumun ardından Kırşehir il olur, ama eski ilçelerinden olan Avanos, Kozaklı ve Hacıbektaş’ı Nevşehir'e kaptırmıştır. Kırşehir'i yeniden il yapmak iktidara beklediği puanı kazandırmaz, önceki seçimde Kırşehir’de yüzde 43.5 oy alan CMP, bu kez yüzde 63 oy alıp dört milletvekilliğinin hepsini kazanır. Kırşehir'liler bu yapılanlara karşı cevabı aynı yıl Ekim ayında Osman Bölükbaşı'nı Kırşehir’den yeniden milletvekili seçerek verirler.

Kırşehir Vakası (Kırşehir Olayı)
2 Temmuz 1957 tarihli Son Havadis gazetesi’nden bazı alıntılarda: (Bu tarihte Ankara’dan atanan yeni Vali göreve başlamak için Kırşehir’e geliyor, bunun için şehirde törenler düzenleniyor. Bu törenlere dokunulmazlığı kaldırılmış ancak henüz tutuklanmamış Bölükbaşı ve başta İçişleri Bakanı Namık Gedik olmak üzere bazı Demokrat Parti kurmayları katılıyor. Namık Gedik 3 sene önce Kırşehir’in ilçe yapılamasına ve şimdi de il yapılmasına aynı imzayı atmış bakandır. ''Kalabalık arasındaki bir köylü de muhabirimize ''Kırşehir il olurken milletvekilimiz Bölükbaşı’nın dokunulmazlığı kaldırılmamış olmasını ve aramızda bulunmasını isterdik. Gelin alayı giderken, birinin gelip güveyi bıçaklamasına benzedi bu iş'' dedi. Bölükbaşının etrafına halkın birikmesi emniyet müdürünün eline geçmiş bir fırsattı. Bölükbaşı'nın kollarına girmiş, iterek otomobile binmesini istiyordu. Bunun üzerine Bölükbaşı'dan halkın gazabı üstünüze şimşekler gibi yağacaktır karşılığını aldı. Bölükbaşı'nın bu sözlerini işiten halk; bir anda Emniyet Müdürü'nün üzerine yürüdü ve arbede yaşandı. Emniyet Müdürü, "Ben de bu memleketin evlâdıyım" diyerek halkı sakinleştirmeye çalışıyordu. Bu üzücü olayı gören Osman Bölükbaşı olayın daha fazla büyümemesi için müdahalede bulundu ve halkı sakinleştirdi. Bölükbaşı halkın tezahüratları ile törenin yapılacağı stadyuma girerken, öteki temsilciler de kalabalık arasından yol bulmaya çalışıyorlardı. Stadyumda tören başlamadan önce halk Bölükbaşı'na sesleniyor ve alkışlıyordu. İçişleri bakanı Namık Gedik ise herhangi bir ilçenin il haline getirilmesi kutlanıyormuşcasına konuşuyordu. Kırşehir’in içinden genç bir vilayet çıktığından bahisle; Kırşehir 6-7 yıl içinde memleket çapında dağıtılımakta olan nimetlerden nasibini almış ve il olmuştur diyordu. Ardından Osman Bölükbaşı belediye binasına geçmiş; bağımsız belediye başkanı olan Fazıl Yalçın bulunamayınca Bölükbaşı şu satırları yazarak masasının üzerine bırakmıştır: ''Kırşehir’in şerefi şerefim, ıstırabı ıstırabım, bayramı bayramımdır. Vefalı bir evlat lazımsa ömrümce hizmete amadeyim''.  27 Mayıs darbesinin ardından kurulan Yassıada Mahkemesi'nde Kırşehir'in siyasi sebeplerle kaza haline getirilmesi, DP yöneticilerinin yargılanıp idama mahkum olduğu anayasayı ihlal davasındaki yedi suçlamadan biri olur. Menderes savunmasında Kırşehir'in ilçe yapılmasının büyük bir hata olduğunu söyleyecektir.

27.11.10

Neşet Ertaş - Neden Garip Garip Ötersin Bülbül Video



Neşet Ertaş - İstanbul' gelme öyküsü

26.11.10

Şemsi Yastıman

Şemsi Yastıman
Şemsi Yastıman

Şemsi Yastıman (10 Temmuz 1923, Kırşehir - 10 Temmuz 1994, Lapseki), Türk halk müziği sanatçısı. Türk Halk Müziği'ne kaynak kişi ve derleyici kimliği ile emeği geçmiş büyük halk sanatkârıdır. Asıl adı "Mehmet Galip Şemsettin" olan Şemsi Yastıman, "Şekerci Ahmed Ağa" veya bilenen diğer ismiyle ''Çemenci Ahmet Ağa'' ve "İlhamiye Hatun"un oğlu olarak dünyaya geldi. Saza ve söze ilgisi küçük yaşlarda başladı. O yıllarda Kırşehir ustalarından etkilendi. Ankara'da bulunduğu yıllarda "Yağcıoğlu Fehmi Efe" ve "Genç Osman"ın müzik meclislerine girerek kendini ve sazını geliştirdi. Sahneye çıkması da bu yıllara rastlar.  Bir süre İzmir'de yaşayan ve burada evlenen Şemsi Yastıman, daha sonra İstanbul'a yerleşti. Kısa sürede şöhreti artan ve gazinolarda çalışmaya başlayan Yastıman, dönemi içinde, basın-yayın organlarının en çok bahsettiği sanatçılardan biri oldu. Onlarca plak doldurdu ve pek çok kez Türkiye Radyoları'nın programlarına davet edildi. Semsi Yastıman, özellikle halk müziği geleneğinin çalıp-söyleme tarzını benimsemiş bir halk sanatkârı olarak adından söz ettirdi. Âşıklık geleneğinin çeşitli türlerinde seslendirdiği eserlerle ve bilhassa dönemi içinde unutulmaya yüz tutmuş olan destan ve taşlamaları ile sevildi. Memleketi Kırşehir'in müzik potansiyelinin geniş kitlelere tanıtılmasına ön ayak oldu. Şemsi Yastıman, doğum gününde, yani 10 Temmuz da (1994) Lapseki emek tatil sitesinde hayata gözlerini yumdu. Naaşı kendi vasiyeti üzerine çok sevdiği Lapseki Adatepe köyüne defnedilmiştir. En çok bilinen eseri, Kırşehir'e özlemini dile getiren "Memleket Hasreti" ve "Uzaylılar Hoşgeldiniz"dir.

Şemsi Yastıman - Memleket Hasreti

Ölmez, sağ olursam bu yaz inşallah
Sılayı bir daha görmek istiyom
Çugun'a varınca ya ağşam, zabah
Topraklara yüzüm sürmek istiyom,

Kaman'ı, Mucur'u, Çiçekdağı'nı
Kındam, Dinekbağı, hem Özbağ'ını
Köylü, kentli, hastasını, sağını
Görüp bir muhabbet kurmak istiyom.

Hacı Bektaş, Ahi Evran Sultanı
Aşık Paşa, Kaya Şeyhi cananı
İmarette neslim Şeyh Süleyman'ı
Aşk ile bağrıma sarmak istiyom.

Ahievran, çarşı içi, hökümet
Kümbetaltı, Kayabaşı, İmaret.
Akrabayı, eşi dostu ziyaret
Uğrayıp, hal-hatır sormak istiyom.

Ne büyüktür zevki yurdu görmenin
Kaç senenin hasretine ermenin
Dört bir yanda methedilen termenin
Şifalı suyuna girmek istiyom.

Halam sağ olsa da, sesim duysaydı
Cebime devramel, iğde koysaydı
(Şunda yi) diyerek alma soysaydı
Cevizi de dişle kırmak istiyom.

Bir de gitsem teyzem beni görseydi
İçi çökelikli dürüm dürseydi
Hele azıcık da sızgıt verseydi
O an pirzolayı yermek istiyom.

Dayım gilden acık köğtür aldırsam
Emmim gilden armıt kak'ı buldursam
Ceblerime şak leblebi doldursam
Töhmeleyip, uşgur kırmak istiyom.

Söğürmelik bir et çıksa satırdan
Höşmerim, çullama gitmez hatırdan
Kuşlukleyin hedik gelse tandırdan
Çölmeğin içine girmek istiyom.

Bir hağbe kemeyi yüklesem sırta
Çıksam bir alamaç yapacak sırta
Beş gö suvan, üç kaynamış yımırta
Bazlama içine sarmak istiyom.

Bunları her daim arzular özüm
Memleket mahsülü vücuda lüzum
Tokaloğlu kaysı, dıranı üzüm
Tek, yimeyim, şöyle dermek istiyom.

Bir dügün olsa da bir kayın gitsek
Dokuz butlu tavuk lafını etsek
Dam pilavu, gelse yisek tüketsek
Davullu zurnalı dernek istiyom.

Harmana denk gelse, düvene binsem
Şöyle dabaz olup, kaşınsa ensem
Acık bağ bellesem, acık dinlensem
Çayıra bir pala sermek istiyom.

Bağ bozumu üzüm haftına batsak
Bekmez kazanına hayvalar atsak
Boranıynan damla şiresi datsak
Arı soksa, çamır sürmek istiyom.

Üç arkadaş şöyle bir bahça bulsak
Çalpıdan hatlayıp, bir üzüm yolsak
Sağbısı dutsa da, bir rezil olsak
O tatlı günlere ermek istiyom.

Seğirdip, dolaşsak hep tarla dapan
Keklik dutmak için kursaydık kapan
Daş döğüşü olsa, vızlasa sapan
Kafamı, gözümü yarmak istiyom.

Bilmem ki olur mu gine becerim?
Çayırda oynasak zıkka, acerim
Terleyıp, karakıp, bir su içerim
Dalağım kabarıp, böğrmek istiyom.

Enteremi giysem, sümüğüm aksa
Koluma silerim, yağlığım yoksa
(Başangı) dır diye mahalle bıksa
Kesekle camları kırmak istiyom.

Cesurluğum dutsa, şöyle kasılsam
Yaylıların arkasına asılsam
Kımçıyı yiyince yere yassılsam
Yollarda ağlayıp durmak istiyom.

Ceviz kaval etsem, sakam da toksa
Çızgılı oynarım, eneğim çoksa
Koluma söylerken bir döğüş çıksa
Sumsuk yimek, hem de cırnak istiyom

Tok, çik, opban, mirre bir aşşık atsam
Sakanın dımığna kurşun akıtsam
Üç yüz enek ütüp, cebe bakıtsam
(Ne şişiyon la) dedirmek istiyom.

Görür m-ola bu fakirin gözleri?
Delice Çay'ını, berrak özleri
Kıssıkkaya serinledir bizleri..
Neyleyim denizi, ırmak istiyom.

Kim sorarsa yazdın bunları niye
Gelecek nesile kalsın hediye
Kırşehir'de doğdum, Türkmen'im diye
Her yerde göğsümü germek istiyom.

Ey Şemsi Yastıman, ümitli kulsun
Kısmet ise gayen yerini bulsun
Hemşeriler buna vasıta olsun
Kırşehir'e selam vermek istiyom.

Abdülkadir (Cemil) Meriçboyu

Abdülkadir (Cemil) Meriçboyu
Bir Kayısı Ağacı


Ben bir kayısı ağacıyım 
Kırşehir'in Dinekbağı'ndan. 
Küçücük bir ev önünde yaşarım yapyalnız. 
Yılda bir çiçek açar, 
yılda bir kayısı veririm, 
avuç içi kadar. 
Yaz olur, 
bir kadın silkeler dallarımı, 
bir çocuk yerde bağırır,güler, 
bense hoşnut olurum. 
Hem zaten benim 
ne söğütler gibi nezaketim vardır, 
ne kavaklar gibi gururum. 
Ben bir kayısı ağacıyım 
Kırşehir'in Dinekbağı'ndan. 
Dinekbağı'nda üç insan severim, 
bir çocuk, 
bir genç kadın, 
bir genç adam, 
benim kadar sessiz sedasız, 
benim kadar halim selim. 
En güzel ay nisan ayı, 
toprak yumuşak yumuşak, 
en güzel ay nisan ayı. 
Yağmur yağdı,çiçek açtı, 
bir hoş oldu içerim, 
en güzel ay nisan ayı. 
Kavaklar uzakta upuzun, 
bir sağa,bir sola, 
başı döner kavakların. 
Ben bir kayısı ağacı, 
başımda çiçeklerim. 
Ben bir kayısı ağacı, 
üç insan severim: 
bir çocuk, 
bir genç kadın, 
bir genç adam. 
Çocuğun adı Ahmet, 
kadının adı Fatma, 
adamın adı İbrahim. 
Ahmet küçük ve sarı, 
Fatma tombul ve beyaz, 
İbrahim uzun ve narin. 
Bir tek toprak odaları var üçünün, 
toprak odanın bir tek penceresi. 
Ben bir kayısı ağacı, 
bazan eğilir bakarım odaya, 
yerde bir eski yatakla yorgan görürüm, 
duvarda bir eski kırık ayna, 
yerde bir eski kilim, 
bir eski hasır. 
Bir kayısı ağacı, 
bazan eğilir bakar odaya, 
çiçeklerinden utanır. 
Dün gece gaz yakamadılar, 
ayışığında gördüm üçünü. 
üçünün suratı asık. 
Önce oturup 
zeytin ekmek,taze soğan yediler, 
sonra baktılar birbirlerinin gözüne, 
sonra esnediler. 
Gökyüzü bembeyazdı. 
Gökyüzü çiçeklerimin renginde. 
Gökyüzünde kavaklar. 
Fatma uzandı İbrahim'in yanına, 
sağa döndü. 
Tombul,beyaz yüzü pencerede, 
gözleri açık durdu sabaha kadar. 
Çiçeği en önce kayısı döker. 
Ben bir kayısı ağacıyım, 
döküyorum çiçeklerimi. 
Yer beyaz beyaz, 
başım yeşil yeşil, 
kayısılarım memede. 
Haziran gelecek, 
güneş yakacaktır tepemi, 
kayısılarım balla,şekerle dolacak. 
Ben bir kayısı ağacıyım, 
haziran gelecek, 
avuç içi kadar kayısılarım 
Ahmet'in ekmeğine katık olacak. 
Ben bir kayısı ağacıyım. 
Kötü bir düşüncedir almış beni. 
Geçti bağları budama zamanı,dedim, 
dedim,çarşıda dört döner ibrahim, 
dedim ekmek parası, 
zeytin parası, 
gaz parası. 
Dedim, insanlar 
neden yaşatılmıyor 
ağaçlar kadar olsun. 
Ben bir kayısı ağacı. 
Fatma'nın,İbrahim'in,Ahmet'in 
yumurtası,şekeri,eti. 
Gittikçe artmakta kederim. 
Günlerden pazartesi. 
Gene geldi,elinde çanta,o şişman adam. 
Şişman adam bir düşman gibi beni seyreder, 
ben şişman adamı bir düşman gibi seyrederim. 
Durmuş İbrahim kapıda, 
yüzü dalgın ve sinirli, 
bakıyor eli çantalı şişman adama. 
Şişman adam uzattı gövdeme elini, 
pencereden korkmuş kuzular gibi baktı Ahmet, 
büktü boynunu kuzular gibi. 
Ben bir kayısı ağacı . 
Gövdemde sarı kağıt. 
Yol parasını verememiş İbrahim, 
verilmiş haciz kararı. 
Yapmayın, dedim. 
yılda bir çiçek açarım,dedim. 
Etmeyin,dedim. 
ekmeğe katık oluyor kayısılarım,dedim. 
Bir öğle vakti baktım, 
kavaklar uzakta upuzun, 
bir sağa,bir sola. 
Ben kışlık odun, 
altı lira 


1947, Kırşehir

Dadaloğlu

Toroslardan zorla çıkartılıp Orta Anadolu'da iskana tabi tutulan göçer Türkmen aşiretleri, oba oba yollara düşmüşlerdir. Aşağıdaki şiirde de belirtildiği gibi, Türkmenlerin başlıca sığınacağı yer yine Kırşehir yöresidir.
Şiirde geçen 'cebel' kelimesini Ozan Dadaloğlu hakkında araştırma yapan bir çok yazar 'Gavurdağları üzerinde bir yerleşim alanı" diye açıklamışlardır. Ahmet Z. Özdemir 'Avşarlar ve Dadaloğlu' adlı eserinde gerçekçi bir yaklaşımla bu görüşün yanlış olduğunu, Arapçada olduğu gibi, burada 'cebel' isminin dağ anlamına kullanıldığını belirtmiştir.

Dadaloğlu Heykeli - Kırşehir
Şiirin tamamına bakacak olursak; Akdağ, Bozok, Yozgat, Kırşehir, Köpekli Dağ, Şalgösteren, Niğde, Bor, Kayseri, Erciyes, Kaman, gibi İç Anadolu kentleri ile yine bu yöre dağlarının adları geçmektedir. Dadaloğlu'nun Cebel dediği yer de Kırşehir ilinin kuzeybatısındaki ünlü Kervansaray dağlarıdır. Kırşehir'den itibaren Çoğun yol ayrımına kadar olan düzlük, oldukça verimli olup çayır, çimenliktir. Buralar geniş kavaklıklarla söğüt ağaçlarıyla, bağ ve bahçeleriyle yemyeşildir. Biraz ileride ise al yeşil bahçeleriyle Kaman görünmektedir. Diğer yanıbaşında Türkmenlerin bir kaç kez kırıma uğratıldığı ve sürgün edildiği ünlü Malya ovası vardır. Dadaloğlu da Kırşehir'in bir simgesi hâline gelen bu ünlü şiirini Türkmenlerin bir kolu Avşarların Uzunyayla'dan Keskin'e uzanan bölgeye yerleştirildikleri günlerde söylemiştir.

Çıktım yücesine seyran eyledim
Cebel önü çayır çimen görünür
Bir firkat geldi de coştum ağladım
Al yeşil bahçeli Kaman görünür

Şaştım hey Allah'ım bu işe şaştım
Dolandım Akdağ'ı Bozok'a düştüm
Yozgat'ın üstünde bir ateş seçtim
Yanar oylum oylum duman görünür

Biter Kırşehir'in gülleri biter
Çağrışır dalında bülbüller öter
Ufacık güzeller hep yeni yeter
Güzelin kaşında keman görünür

Atladım da düştüm karşıki bağa
Vardı alnım değdi yeşil yaprağa
Bir nazar eyledim Köpekli Bağ'a
Üstte Şalgösteren boran görünür

Gönül arzuladı Niğde'yi Bor'u
Her daim artmakta yiğidin zarı
Çifte bedestenli koca Kayseri
Erciyes karşında yaman görünür

Dadaloğlu'm der ki zatından zatı
Çekin eyerleyin gökçe kır atı
Göçmek değil bizim ilin muradı
O yare gitmemiz güman görünür

Bugün nerede ise Kırşehir’in bir “milli türkü” sü haline gelen “Biter Kırşehir’in gülleri biter” parçası Kırşehir abdalları tarafından bu günlere taşınmış olup, aslı Dadaloğlu’na aittir.

Türkünün Sözleri
Biter Kırşehir'in gülleri biter efendim
Şakıyıp dalında bülbüller öter
Gülüm amman amman amman
Sebep amman amman amman
Birtanem aman
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere

Güzelleri çoktur hep yeni yeter efendim
Kaşının üstünde keman görünür
Gülüm aman aman
Gülüm amman amman amman
Sebep amman amman amman
Birtanem aman
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere

Gün be gün eylerim ah ile zarı efendim
Elimden aldırdım gül yüzlü yari
Gülüm amman amman amman
Sebep amman amman amman
Birtanem aman
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere

Arzum sende kaldı koca Kırşehir efendim
Kervansarayların duman görünür
Gülüm amman amman amman
Sebep amman amman amman
Birtanem aman
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere

Kır Değil Burası Gül Şehridir

Gül Şehri Kırşehir

Adına bakıp da aldanma yolcu kır değil burası gül şehridir,
Erenler diyarı pirler ocağı gönüllere dolan nur şehridir,
Kalesine çık da bir bak civara gözlerin takılır Ahi Evran'a,
Cacabey cağırır seni sağ yana önde Aşık Paşa dil şehridir,
Taptuk Emre'dendir tapusu şehrin Selçuklu'dan gelir yapısı,
Cacabey'den andaç camisi Ahi Evran Veli pir şehridir,
Gülleri sadece dalında sanma uzanıver şöyle bir yol sol yana,
Sarı çiçek boyun eğer bu yana kokusunda Yunus Kul şehridir,
Kaldır başını da bir bak ileri Mucur'a doğru Kayseri'den beri,
Burcu burcu gelir hünkarın yeli Hacı Bektaş Veli yol şehridir,
Bu eller Türk eli, Türkmen elidir burada ölüler dahi diridir,
Erenlerden fahrime himmet elidir görüp edep erkan-ı hal şehridir..

Kim yazmış bilinmez...

Kırşehir Fıkraları - İstiklal Marşı

Kırşehir Fıkraları
Beş çalgıcı bir gün ilçeye (Çicekdağ) gitmişler, düğüne çalgı çalmaya.
Dönüşte, Trafik Polisi çevirmiş;
- Ehliyetiniz?
Çalgıcılarin hiçbiri, okuma-yazma bilmiyor, okul yüzü görmemişler; ehliyetleri yok.
Trafik Polisi demiş ki;
- Sizi bir şartla bırakırım... İstiklal Marşı'nı kim yazdı?..Eğer bilirseniz, köyünüze dönmenize izin vereceğim.
Beş çalgıcı fısıldaşmaya başlamışlar.
- İstiklal marşı'nı kim yazdı acep?.. Muharrem emmim yazdı desek, okuması, yazması yoğudu... Hacı emmim yazdı desek, acep okuması, yazması var mıydı?.. Yazsa yazsa Neşet Ağam yazmıştır.
ve trafik polisine dönmüşler...
- Neşet Ertaş yazdı...

25.11.10

Prof. Fritz Baade 1893-1974 (Türkiye'ye sürgüne gönderilen Alman Bilim Adamı)

Prof. Fritz Baade
Almanya'dan baskıcı rejim tarafından sürgün edilen bilim adamlarından olan Prof. Fritz Baade, 1934’te Türkiye'ye Türk Tarım Bakanlığı için tarım uzmanı olarak çağrıldı. 1944’te ailesiyle birlikte Kırşehir’e yerleştirildi. Kırşehir’e yerleştikten sonra çalışmalarına başlayan bilim adamı Terme Termal Suyu ile ilgili çalışmalar ve yayınlar yaptı. Bununla birlikte yörenin bir diğer önemli değeri olan Onyx Taşı ile araştırmalar yaptı. 1946’da ABD’ye gitti. 1958’de Türkiye’ye yaptığı bir yolculuk sırasında Kırşehir’i de ziyaret etti, Kırşehir'de kendisine fahrî hemşehrilik nişanı verilerek ödüllendirildi. Prof. Dr. Fritz ''Baade Kırşehir şehrinin beni fahri hemşehri yapması memleketim de dahil olmak üzere, bana tevcih edilen birçok payelerden üstündür.'' diyerek sevincini dile getirmiştir. 1964 itibariyle Türkiye Cumhuriyeti’nin fahrî konsolosluğunu üstlendi.

Bu arada Demokrat Parti’nin Osman Bölükbaşı’nın memleketi Kırşehir’i ilçe Nevşehir'i de il yapıp, Kırşehir'i Nevşehir'e ilçe olarak bağlaması ile Kırşehir'lilerle arasına soğukluk giren Adnan Menderes, çok istediği halde ilin fahri hemşehrisi olamamıştı. Baade’nin fahri hemşehri olduğu haberini duyan Menderes, “Bir gavurdan bile esirgemedikleri hemşehrilik payesini Kırşehirli'ler benden esirgedi” diyerek tepki göstermiştir.

Neşet Ertaş- Kenardan Geçeyim

Neşet Ertaş - Nar Tanesi

Haftalık En Çok Okunanlar